Soma Karaelmas Gazetesi

Şifa Tanecikleri

Şifa Tanecikleri
264 views
22 Nisan 2021 - 9:39

Her anlamıyla imtihandayız dostlar. Her durumda, her gün sınanıyoruz… Daha bu sabah çocuklara, zaman zaman gereğinden fazla taviz verdiğimizi içimden geçirirken, evden çıkmak üzereyken en olmadık kıyafeti giyme isteğinde bulunan oğluma ‘olmaz, hayır olamaz’ diyemedim insan kardeşlerim. İnsan muhakeme ettiği ve söylediği ile, her an her durumda imtihandaymış. Bunu anladım.
Bir içe dönüş yaşıyoruz şu günlerde . Bir salgın, bir kendi haline kalma günleri…’kimse var mı?’ Diye seslenişlerimiz aynı havayı soluduğumuz nice yüreklere umut ışığı olacak. Her birimiz bu sorumluluğu alıp etrafımızda kimlerin olduğunu gördüğümüzde büyük sıkıntılar küçülecek. Bu bizim sorumluluğumuz…
7/24 çocuklarla evde kalacağımız hiç aklımıza gelmezdi. Ev okulu fırsatını bulabileceğimizi hiç düşünmezdik. Evde çocuklara bir şeyler öğretemeyeceğimizi düşünürdük hep.
Plan yapmak şart, çocuklara planın gerekli olduğunu düşünüyorsanız. Örneğin sabah 8 de kalkıp bilimle ilgili yazılar okumak ve öğleden sonra sanatla ilgilenmek harika fikir.
Kafka yıllar öncesinden virüs gibi salgın durumlarında ne yapacağımızı yazmış. ‘Sessiz ve yalnız ol.’ Elbette çocuklu aileler için yalnızlık mümkün değil ama sessizliği deneyebiliriz.
Neler yapabilceğimizi konusunda aklıma gelenleri sizlere aktarmak istiyorum :
*Bol bol serbest oyun için vakitleri olacak çocuklarımızın. Bunun yanısıra bizlerin de onlarla bolca oyun oynamak için zamanımız olacak.
*Kitap okuma saatleri yapabiliriz. Çocuklarımızla birlikte bizler de okumaktan keyif almış oluruz. Ve aynı zamanda film izleme saatleri…
*Atık malzemelerden yeni bir şeyler üretebiliriz.
*Çocuklara ev içi sorumluluklar verebiliriz.
*Mümkün mertebe sıkılmalarına fırsat vermeliyiz. (Bunun değeri büyük )
*Birlikte yemek yapabilir , hamur yoğurabilir, ekmek yapabiliriz.
*Evde oyun hamuru yapıp oynayabiliriz.
*Bahçe varsa, bitki ekimi yapılabilir.
*Kardeşlerle bol kavgalı , gürültülü günler geçirebiliriz.
Çocuklarımızın bu dönemde eğitim, ödev, ev içi cezalandırma gibi durumlardan daha çok sevgiye, güvene, yakınlığa , birlikte vakit geçirmeye ihtiyaçları var. Bunu lütfen unutmayalım. Diğer taraftan gün boyu sınırsız ekran furyasına da kapılmayalım. Orta yolu bulmaya çalışalım. Sağlığımızı koruyalım. Kuzulara sarılalım. Müzik dinleyelim. Pozitif düşünelim.
Pandemi sonrasında sevgiye muhtaç, güven ihtiyacı eksik çocuklar, gençler olmasın etrafta. Öğrenme her yerde bunu unutmayalım. Onlar her an öğrenme halindeler. Şimdi sevgiyi, güveni, dayanışmayı öğrenme vakti. Şimdi değilse, ne zaman ?
Her zaman öğrenmeye açık olduğumuzu unutmayalım. Sadece, okullaşma sisteminde bize öngörülen bilgileri ezberliyoruz ve buna göre bilgimiz ölçülüyor olduğu için okulda öğrendiğimizi sanıyoruz.
Plan seviyorsanız plan yapın ama kendiniz için. Çocuklar üzerinde saat saat oyun vakti, ders vakti şeklinde baskı uygulamayın.
Bu sürecin sonunda farkedeceğiz ki aslında biz insanlar doğal olarak meraklı ve çözüm bulmaya odaklı varlıklarız. Çocuklarda bu merak duygusu okullaşma ile bastırılıyor aslında. Şimdi tam meraklarının ortaya çıkma dönemi değil mi sizce de ?
Araştırmalar insanın güven ve stressiz haldeyken daha çok öğrendiğini söylüyor.
Ve çok şükür ki, çocuklarımızın kusursuz ebeveynlere ihtiyaçları yok.
Bilakis birlikte deneyim yaşayabilecekleri , değerlerini tekrar gözden geçirip çocuğuyla birlikte yeniden gelişen ebeveynlere ihtiyaçları vardır.
Ve çocuklarımıza verdiğimiz mesaj : ‘olduğun halinle yeterlisin, iyisin.’
Ebeveyn olarak kendini yüksek bir yerlere iliştirmeden , sürekli komut verme konumunda olmadan, çocuğunla birlikte gelişmek, yeniden hayatı deneyimlemek…Onlar ; unuttuğumuz değerleri yeniden ve her gün hatırlatmak için gönderilen yetenekli ama deneyimsiz varlıklar .
Deneyim bizden, gerisi çocuktan.
Evet , dar, sınırlı yaşamak sinir bozucu olabilmekte. Çocuklar her zaman , sadece bu dönemde değil , ebeveynlerin birbirleri aralarındaki ruh hallerine tepki gösterirler.
Size destek olmak istiyorum. Çocuklarınızın okulla ilgili önemli şeyleri kaçıracağı konusunda endişelenmemenizi tavsiye ederim. 10/20 yıl içinde hiç kimse hangi ödevin yapılması gerektiğini hatırlamayacaktır. Fakat çocuklarınız, babalarının onlara okuduğu harika bir kitabı, ailecek oynanan oyunları, gerçekleştirilen sohbetleri unutmayacaklar.
Sinirlerimizin son aşamasına geldiğimiz için onlara bağırdıklarımızı ve bir şeyleri kaçırmaktan korktuğumuz için derslere çalışmaları gerektiği konusunda zorlayıcı olduğumuz durumları çok iyi hatırlayacaklar. Biz ebeveynler öğretmen değiliz . Çocuklarımızın üzerindeki baskıyı kaldırırsak, kendiliklerinden okul için şüphesiz bir şeyler yapacaklardır. Ne kadar güzel !
Daha mühim olan, birlik olmaya çalışmak, birbirimize destek olmak ve ev içi şiddetten kaçınmak. Çocuklarınız , hangi öğrencinin nerede eksik olduğunu anlayacak , ona göre ders içeriği oluşturacak nitelikte harika öğretmenlere sahipler.
Yetişkinler olarak, korkularımız yenmeyi ve değişen ruh hallerimizle başa çıkmayı öğrenmemiz gerek.
Şu anda nasıl olduğunuz hakkında, duygularınız üzerine konuşun.
(Önce yetişkinler kendi duygularını anlatsınlar ) , severek ne yapmak istediğinizi anlatın. Örneğin , içinde bulunduğumuz durumdan kurtulduğumuzda ileriye yönelik ne yapmak istediğinizi konuşun. Bu sıkıntılı zamanlar sana ne öğretiyor? Anne olarak, baba olarak, çocuk olarak yeni başlayacak bir döneme nasıl katkıların olacak ? Bu konular hakkında çocuğunuzla konuşun. Bu günden itibaren dünyayı hepimiz için daha iyi yaşanılacak bir yer haline nasıl getirebilirz? Biliyoruz ki biz bunu yapabiliriz.
Çocuklar , çoğu kez insan oldukları için cezalandırılıyorlar. Onların huysuz hallere, kötü günlere, saygısız tonlara ya da kötü davranmaya hakları yoktur. Lakin bizlerin bu hakları her zaman vardır. Hiç birimiz mükemmel değiliz. Çocuklarımızın da kendimizin bile ulaşamadığı mükemmellik düzeyine ulaşmalarını beklemekten vazgeçmeliyiz.
Burada vurgulamak istediğim çocukların kendi haline bırakılması değil, asla !
Onlara daha iyi öğretin. Onlara, kötülüğü yaymanın iyi olmadığını öğretin. Onlara hayal kırıklığı, öfke, korku, üzüntü ile nasıl baş edeceklerini öğretin. Onlara insanlara kaba davranmanın kabul edilemeyeceğini öğretin.
Onları yüksek bir standartta tutun ama kendinizi de tutun ! Hepimizin buna ihtiyacı var ve başka neye ihtiyaç duyduğumuzu biliyor musunuz ? Biraz zarafete, inceliğe…
Siz de biliyorsunuz bir çok şeyi ama bazan kötü bir gün geçiriyorsunuz ve hoş olmayan bir cümle kuruyorsunuz ya da kapıyı çarpıyorsunuz ya da çocuklarınıza sesinizi yükseltiyorsunuz.
Robot değiliz . Hayat bazen düzleşir ve molaya ihtiyaç duyarız, nasihate değil. Sarılmaya ihtiyacınız vardır, eleştirel bir bakışa değil. Yanlış yaptığımızı biliriz ama zor zamanlar yaşamışızdır. istediğimiz hoşgörüdür.
Aynı durum çocuklarımız için de geçerlidir .
İşte iyi bir alıştırma:
Kendinizi ve evdeki diğer yetişkinleri dinleyin. Çocuk olsaydınız, bu gün söylediğiniz ya da yaptığınız şeyler sizi rahatsız eder miydi ?
Sizinle konuşmaya çalışan çocuğunuzu dinlerken aklın başka yerde miydi ?
Saygısız bir tonda mı konuştunuz?
Ya eşiniz , o bunlardan birini yaptı mı ?
Kapıyı çarptınız mı ?
Gözlerinizi devirip baktınız mı ?
Birinin isteğine oflayıp pufladınız mı ?
Bu alıştırmayı yapmak bize çok şeyi farkettirir. Çocuklarımız yaptığında azarladığımız şeyleri aslında bizim de yaptığımızı gösterir.
Tabi ki nedenlerimiz vardır. İş stresi, bebek yüzünden uykusuz kalmışızdır. Hastayızdır ya da hormonal sebeplerimiz vardır.
Biz, elimizden geleni yapan, arada bir yanlış davranabilen insanlarız aslında. Bunlara da biraz hoşgörüyle davranma eğilimindeyiz. Fakat çocuklarımız bunu yaptıklarında , arkasındaki nedene bakmıyoruz . Bizim insan olma hakkımız vardır ama çocuklarımızdan en iyisini bekleriz. Bu hiç adil değil.
Henüz gelişmekte olan beyinleriyle ve sınırlı yaşam deneyimleriyle bu çocukların biz yetişkinlerden daha iyi davranmalarını bekliyoruz .
Özetle ;’ iyi bir insanım ama kusurlarım olduğunu biliyorum . Çabalarıma rağmen kusurlu bir insanım.’ diyebilelim her zaman ve çocuklarımızı anlamaya yönelik davranalım.
Ve bu zor zamanlar için bir oyunla sonlandırmak istiyorum yazımı.
Duyguları maske altından tanıma ve ifade etme oyunu.
Maskenizi taktıktan sonra duygudurumunuzu belirleyip (gülme ya da üzgün, kızgın olma hali ) çocuğunuzun, gözlerinizden durumunuzu okumaya çalışmasını sağlayın. ‘Gözler kalbin aynasıdır, yalan nedir bilmez onlar’ şarkısı da boşa gitmemiş oldu böylece.
Hepinize selamlar, sağlıklı günler.
Kalbimle…

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

error: Content is protected !!