Soma Karaelmas Gazetesi

Sokak Hayvanlarınla Uğraşmak Niye Ki ?

Sokak Hayvanlarınla Uğraşmak Niye Ki ?
1.141 views
24 Aralık 2013 - 7:36

Selam ve sevgilerin en güzelinin siz değerli dostlarımın olması dileği ile  hepinize güzel bir Soma gündeminden sıcacık selam ve sevgilerimi sunarak bu hafta sizlerle benim için olduğu kadar inanıyorum ki   bir çok okuyucumuzun da  özel hissettiği konu için  sizlerle  bu hafta güzel bir paylaşım yapmak  istedim.
Değerli  dostlarım, sevgili arkadaşlarım,  malumlarımız olduğu üzere zorlu ve çetin geçen bir kış ayı yaşıyoruz, mevsimlerin hepsi yaşamasını bilenler için tabii ki tartışmasız güzel, şahsım olarak kendim her mevsimin kendi özelliğini kışı kış gibi, yazı yaz gibi yaşamasını sevdiğimi önceki yazılarımda da belirtmiştim, ancak kış ayının diğer aylara göre hem insanlar için hem de hayvanlar için yaşam mücadelesi adına bir takım zorlukları olduğunu da kabul etmek gerekir. Bazen yerel veya diğer basın organlarında  sokak hayvanların çokluğu veya yaşaması ile bir takım  vatandaşların şikayetlerde bulunduğunu, hayvanların sanki şehir içerisinde veya şehir dışında yaşamasının yasaklı olduğuna dair bir kanun veya yasa  varmış gibi  istenilmediğine dair olayları üzülerek ve esef duyarak izliyoruz. Bunları yazdığımız zaman bazıları insanlar aç ve açıkta diyerek itiraza bulabilirler ancak  bu soğuk havalarda odunu ve kömürü olmayan vatandaşlarımıza devlet zaten her türlü yardımı yapmaktadır ancak diğer insanlar ve hayır kurumları, Belediyelerde bu konularda üzerlerine düşen görevi mümkün olduğunca yerine getirmeye çalışmak da  bir insanlık vazifesi olarak da aş evleri faaliyette  bulunmaktadır. Peki dağda, bağda, bayırda, köyde yaşayan yüzlerce hayvan sadece kedi, köpek değil, her türlü kurt, kuş, yaban hayvanların yaşamı için herhangi bir çalışma yapıldığı görülmüşümüdür veya yapılıyorsa da yeterli olduğu sorgulanmakta mıdır maalesef ki cevap  hayırdır. Oysa bizler istersek hepimiz balkonlara, bahçemize, kapı önlerine ,çöplere attığımız ekmekleri toplayarak ayakta durmaya çalışan hayvanlara verebilir ve bir canın yaşatılması sevincini içimizde yaşayabilir, yaşam mücadelesine destek oluruz. O minik canların yaşaması için sizin de yapacağınız çok küçük şeylerin olduğunu unutmasak hepimiz yaşadığımız dünya aleminde mutlu olmasını biliriz. Bakınız Osmanlı imparatorluğu zamanında bile yaban hayatta yaşayan hayvanların beslenmesi ve yaşatılması için vakıflar, dernekler kurulur, vatandaşlar aş, ekmek toplanır, doğaya bırakılırmış ne yazık ki 21 Yüzyıl Türkiyesinde bırakın hayvanlara ekmek, yemek vermeyi , hala onları birer canavar gibi görmekte, onların yaşam alanlarını ihlal ederek yerlerinden,  yurtlarından etmekte dağdan gelen bağdakini kovarmış misali hayvanların yaşamasına şiddetle karşı çıkmakta basın organlarında boy göstermekteyiz.  Bakınız sabahları kalktığımızda bütün sular buz tutmuş, kırağıdan geçilememektedir. Hayvancıkların bu şekilde su ihtiyaçlarını bile gidermesi zor olmaktadır. Birde üstüne üstlük yaşam mücadelesi vererek mahalle aralarında ekmek, yemek artığı, ve döküntü arayan hayvancıklar ellerine tek saçma tüfek verilen genç yetmelerin hedefi olarak acımasızca öldürülmekte, diğerlerine de kendimize yapılmasını istemediğimiz işkencelere maruz kalmaktadırlar. Bizler evlatlarımıza hayvanlara yapılan eziyetleri örnek göstererek, onların avlanmasını öğreterek mi gelecek nesillere temiz bir çevre ve duyarlı bir toplum bırakacağız. Yine uzmanlarımızın yaptığı açıklamalarda köpekler açlığa on yedi saat, kediler ise altı saat maruz kalırlarsa ne yazık ki can verebiliyorlar. Bugün hepimizin evlerinde ekmek, yemek artığı, bisküvi, kraker artıkları bulunmaktadır. Bunları lütfen bir canın yaşaması ve yaşatılması adına çöpe göndermektense, bir canlının kursağına göndererek yaşamın anlamını hep beraber güzelleştirebiliriz Bazen çarşıda pazarda gezerken çok hoş ve memnun olduğumuz duyarlı vatandaşlara da rastlıyoruz, bunlara gönül dolusu minnet ve şükranlarımı iletmek istiyorum. Hatta bir çok esnafımız dükkanların muhafazalı yerlerinden birine karton kutular koyarak   onların yaşaması adına sevindirici güzelliklerde bulunmaktadırlar, ne kadar teşekkür etsek azdır, ancak bu duyarlılığın tüm toplum bireyleri tarafından örnek alınarak, gelecek nesillere  aktarılması adına çok önemli bir vatandaşlık görevi olduğunu bir kez daha belirtmek istiyorum. İnsan olarak yaratılanların madem ki en mükemmeli ve düşünen değerli bir varlık ise o halde diğer canlara ve yaratılanlara karşıda sorumluluğumuz olduğunu unutmayalım, Yine de içinizden bir şeyler yapmak gelmiyorsa hiç olmazsa o canlara eziyet etmeden, dövmeden, sövmeden, yaşam haklarına saygı duymanızı istiyorum. Ne mutlu yaratılana Yaratandan ötürü saygı duyanlara.
Gelecek hafta görüşünceye dek hepinize güzel bir yaşam dolu sağlıklı haftalar diliyorum.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

error: Content is protected !!