Soma Karaelmas Gazetesi

Selma Argon’un Ağzından Mehmet Akif Ve İstiklal Marşı

Selma Argon’un Ağzından Mehmet Akif Ve İstiklal Marşı
3.350 views
13 Mart 2014 - 7:49

Mehmet Akif Ersoy’un yaşayan tek torunu Selma Argon Soma’ya gelerek İstiklal Marşı’nın kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u anma programına katıldı.
Soma Altıntaş İlkokulu tarafından hazırlanan İstiklal Marşı’nın kabulünün 93. yılı ve Mehmet Akif Ersoy’u anma programı İkiz kulelerde yapıldı. Mehmet Akif Ersoy’un yaşayan tek torunu olan Selma Argon katılanlara Mehmet Akif Ersoy’u ve İstiklal marşı’nın nasıl yazıldığını anlattı. Program Altıntaş Okulu Sosyal Bilgiler Öğretmeni Adem Öden’in günün anlam ve önemine ilişkin konuşması ile başladı. 12 Mart İstiklal Marşının Kabulünün 93. Yıldönümü ve Mehmet Akif Ersoy´u Anma Günü etkinlikleri kapsamında Ortaokul ve Ortaöğretim öğrencileri arasında düzenlenen Resim, Şiir ve Kompozisyon yarışmasında dereceye girenlere ödülleri verildi. Okul korosu tarafından İstiklal Marşı oratoryosu okundu. Ney çalan Turgutalp Okulu öğretmeni Faruk Uğur’a eşlik eden Betül Günaydın Necit Çölleri adlı şiiri okudu. Mehmet Akif Ersoy’un şiirlerinden Zulmü Alkışlayamam Damla Orçin tarafından seslendirildi. Okul korusunun seslendirdiği türkülerin ardından Öğrenciler tarafından İstiklal Marşı’nın tamamı büyük bir coşku ile okundu. Öğrencilerin sergilediği performans katılanlardan büyük alkış aldı. Mehmet Akif Ersoy’un torunu Selma Argon’a çiçek takdim eden Kaymakam Bahattin Atçı ‘ Soma’da bizlerle birlikte aynı programda olmak mutluluk verici. Bugün İstiklal Marşı’mızın kabülünün 93. yılını kutluyoruz. Davetimizi kırmayıp Soma’ya geldiğiniz için teşekkür ediyorum’dedi.
‘İstiklal Marşı’nın bestesinin değiştirilmesine karşıyım’
Konuşmasına başlayan Selma Argon ‘Doğduğu andan itibaren dedemin hayatı savaşlarla geçmiştir. Etrafındaki acıyı görerek, vicdanında hissederek ve yüreği kanayarak bunları yaşamıştır ve sadece gördüklerini yazmıştır. Bu bakımdan o, çağının tanığıdır. “Safahat” bütünüyle bu tanıklığın belgesidir. İçinde var olduğu toplumun acılarının, kimsesizliklerinin yok edilmeye çalışıldığı bir milletin vicdanıdır. Haksızlıklara tüm varlığıyla karşı çıkmış, millet için haykırmış ama kendisi için susmuştur. Milli mücadele yıllarında Anadolu’da ayak basmadık yer bırakmadan kadın, erkek hiç düşünmeden kendini vatan uğruna feda etti. Yurdumuz, düşmanlar tarafından işgal edilmişti. Ankara’ya kadar gelen düşman nedeniyle TBMM’nin taşınması gündeme geldi. Fakat dedem Mehmet Akif, buna karşı çıkarak askerlerin moralinin bozulabileceğini söyledi. Dedem, konuşmasında ‘Ülkemizi işgal eden düşmanı mutlaka kovmalıyız. Onların gidecekleri bir ülkesi, vatanı var. Fakat bizlerin gidecek bir toprak parçası bulunmuyor. Bu yüzden vatanımızı savunmalıyız’ sözlerine üzerine şehrin savunuldu ve düşman işgalinden kurtuldu. Zaten mevzubahis vatan ise, gerisi teferruattır. Bu yüzden mutlaka vatanımıza sahip çıkmalıyız. Buda ancak birlik ve beraberlikle olur. Elimizde kalan son toprak parçasını da ancak birlik ve beraberlik olarak savunabiliriz. Dürüst, namuslu ve inanmış bir insandı dedem. Vatanı ve milleti için seve seve canını verebilecek bir insandı. Vatanını çok severdi. Dedem insan olarak dürüst birisi. Dostları için canını feda edecek kadar sağlam karakterliydi. O günlerden bu günleri görmüş bir insan. Dedem, her yönüyle örnek alınacak bir insandı. İstiklal Marşı’na duyulan ihtiyaç ise çünkü bir çok heyetler ile görüşüldüğü zaman onların marşları vardır ama bizim marşımız yoktur. Bu da bize yakışmamaktadır. İsmet İnönü Milli marş yazılmasının ihtiyaç olduğunu belirtmiştir. Milli marşımız öyle bir marş olmalıdır ki mukaddes mücadelenin büyüklüğünü, kudsi heyecanı teyennüm edecek gelecek nesillere nakşedecek bir marş olmalıydı. Bu arzu görüşmelerde dile getirilmektedir. Yarışma açılır bildiğiniz gibi ödülü vardır. Kısa bir zaman içinde 724 eser gelir. Güzel şiirler vardır ama bunlardan hiçbiri marş olarak beğenilmez ama dikkat çeken Mehmet Akif’in şiiri yoktur. Milli mücadelenin içerisinde olan Mehmet Akif’in bu konu ile ilgili en güzel şiiri onun yazacağı düşünülür. Onun endişesi ise ben milletimin istiklal marşı olacak şiiri asla para ile yazmam demiştir. Parayı alıp istediğiniz yerde kullanabilirsiniz diyen arkadaşları sizin için söz verdik dediklerinde ise söz vermek sözünün arkasında durmak onun en güzel huylarından biridir. Bunun ardından artık yazacağız madem demiştir. 2 gün içinde tacettin dergahında yazılmış ve imzasız meclise gönderilmiştir. Mecliste ise Hamdullah Suphi tarafından okunurken dışarı çıkmış ve dışarıda Suphi’ye ‘ben güzel yazdım mı bilmiyorum ama sen çok güzel okudun’ demiştir. Bestelenme konusuna gelince ise değiştirilmesi konusu gündeme gelmiştir. Bana sorulduğunda kesinlikle bestesinin değiştirilmesine karşıyım. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir değiştirme kelimesi konuşulmamışken bizdekinde de değiştirilmesini istemem. Yıllardır aynı beste ile söylüyoruz. Söyleyemeyenler oluyordur ama söylemek zorundayız, uymak zorundayız, öğrenmek zorundayız, birşeyi öğrenemiyorum demek bize yakışmaz diye düşünüyorum. Geçtiğimiz günlerde bir profesörle birlikteydim. Tacettin dergahında duvara nasıl yazıldığı sürekli gündeme gelir. Profesör dostumuz ben buna şahit oldum dedi. Hacettepe Üniversitesi içinde bulunan Tacettin Dergahının perişan halde olduğunu belirtti. Arkadaşları birgün orayı gezerken profesör dostum otayı bilmediği için bende gezeyim demiş. Harap bir yapı görüyor. Eski bir Ankara yapısı olduğu için içini merak ediyor. 2. katında çeşitli yazılar görüyor. Duvarın birinde osmanlıca yazı görüyor. ‘ben ezelden beridir hür yaşadım hür yaşarım, hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım’ yazısını görünce Allah Allah bu yazı neden burada diye düşünürken oranın Tacettin Dergahı olduğunu öğreniyor. Gencecik insan İhsan Doğramacı’nın karşısına çıkıyor. Yaşadığını anlatıyor. Evet doğrudur diyor rektör. Kulağımıza gelen Akif’ın gece uyanıp aklına gelen ve duvara kömürle yazdığı yazıdır diyor. Genç peki böyle bir yeri neden orayı düzeltmezsiniz madem bu kadar önemli bir yerdir. Biz türk gençliği olarak buraya el koyuyoruz diyor. Arkasında kimse yok ama arkadaşlarıyla konuştuğunda destek olacağını biliyor. İsmini yazıyor rektör gidiyor, daha sonra tekrar çağırılıyor ve kendisine 500 TL’lik burs bağlandığını öğreniyor. Bunun neden olduğunu bir türlü anlayamadım diyor. Tacettin Dergahına daha sonra dolaşmaya gittiğinde ustaların ellerinde kazma kürekler ile duvardaki sıvaları kazıdığını görüyor. Koşarak üst kata baktığında yazının oradan kazındığını görmüş. Keşke yanlarında bilen biri olaydı diye anlattı. Bu her zaman anılarımızda kalacak. Olmamış ama dizeler her birimizin ezberindedir. Coşarak o günleri bizlere hatırlatır.’dedi.

1.jpg

5.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YASAL UYARI
Karaelmas Gazetesinin WEB sitesinde sunduğu görüntüler sadece inceleme ve taslak amaçlıdır.
  “KG” logolu görsellerin herhangi bir şekilde kullanılması yasal değildir ve kullanım aşamasında tarafınıza lisanslanması için Karaelmas Gazetesi’ne başvurmanız gerekmektedir. Aksi takdirde ceza uygulanır ve 5846 sayılı yasa uyarınca kanuni işlem yapılır.

 

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

error: Content is protected !!