Soma Karaelmas Gazetesi

Neden, Neden Sevemez İnsan !

Neden, Neden Sevemez İnsan !
987 views
09 Mayıs 2017 - 8:32

Tüm dostlarıma , sağlıkla , mutlulukla geçecek  güzel bir hafta olması dileklerim ile tüm dostlarıma, sevenlerime, okurlarıma Kocamannn MERHABA diyerek sizlere tekrardan seslenmenin ve sizlerle buluşmanın mutluluğu içerisindeyim.

Saygıdeğer dostlarım, değerli arkadaşlarım, hayatta yaşadığımız  var olduğumuz, nefes aldığımız müddetçe insan yaşamının  gereksinimlerinden en önemlilerinden bir tanesi de  sevgidir. Hepimiz için geçerli olan fizyolojik ihtiyaçlarımız ne kadar karşılanırsa karşılansın, sevginin var olmadığı, sevgi duygusunun yaşatılıp hissettirilmediği her yaşam evresi  boşa geçen bir zaman abidesi olmakla kalmayıp, sevgi eksikliğinin yarattığı bu boşluk asla ve asla başka bir  hissiyat ile doldurulamaz yani, sevgi mucizesini yaşamamış tüm canlılar bu mucizevi etkinin ne kadar somut bir şekilde, hava gibi, güneş gibi, su gibi  ihtiyaç olduğunu net olarak ortaya koymaktadır. Burada bir konuya açıklık getirmek istiyorum, sevgiyi ifade edebilme yetisi insanlara verilmiş en güzel ve en özel yeteneklerinden birisidir, yeter ki o sevgiyi verirken, o sevgiyi gösterirken hepimiz içten, samimi, gerçekçi ve realist olmasını öğrenelim. Gerçek sevgiye dayalı bir ilişkinin hem sevene, hem sevilene olan pozitif enerjisi ne maddi ne de başka bir değerle ölçülmesi asla  mümkün değildir, yeter ki sevgi  sabır , sevgi hoşgörü, sevgi samimiyet , sevgi sadakatle yoğrulmuş, bütünleştirilmiş olsun ki, insan yaşamındaki gereksinimlerinden olan bu güzel hissiyatı beraberce yaşama şerefine nail olalım.

Değerli dostlarım, La Rochfoucauld’un güzel bir sözü vardır, “ insan her yaşta çocuk gibidir. Başı daima  sevgiden bir yastık arar.” Diyerek, gerçek, gönülden gelen bir sevginin yayılan ışığa benzediğini, güneşin dünyamızı aydınlattığı, ısıttığı gibi, iyiyi kötüyü, çirkini güzeli, haklıyı haksızı ayırt etmeden aydınlatır ve kalplerini ısıtır, öyleyse bize bahşedilen şu kısacık hayatta neden bu ışığı görmezden geliriz, neden doğan güneşten   o sıcacık duyguyu almamaya,  sahte sevgilere yönelmeye çalışırız, sevgiyi vermek, sevgiyi göstermek, sevgiyi hissettirebilmek bu kadar zor mudur, sevgi her zaman ve her yerde geçerli olan göreceli bir kavramsa  o zaman Rabbimizin bizlere lütuf ettiği, ihsan ettiği bu mucizevi duygusunu yaşamayı, yaşatmasını bilelim, her zaman sevgi bekleyen diyen sevgiyi gösteren de olmasını bilelim, sevginin bir ayna olduğunu unutmayalım, kimi seversek sevelim, çiçek olsun, insan olsun, hayvanlarımız olsun, o kişinin sizin aynanız, siz de onun aynası olduğunu unutmayalım, içimizdeki hareketsiz şekilde yatan sevgiyi harekete geçirmek  gerçekten zor değildir, o sevgiyi buklem buklem çiçek açtırmak, renklere bürünmüş görselliği,  rahikalara bezenmiş  kokusunu hissetmek zor değildir, yeter ki sevginin anatomik bedenimize getirdiği dinginliği, zenginliği ve muhteşemliği kalplerimizde yaşayarak, sevdiklerimize yaşatarak bir bütün olarak var olmanın, bir olmanın güzelliğini iliklerimize kadar gerçekçi  bir şekilde hissedelim.

Sevili okurlarım, eğer bir ailede, bir toplumda,bir iş yerinde  kısaca ortak hareket edilen her yerde sevgi birliği, sevgi bütünlüğü, sevgi birlikteliği varsa orada kesinlikle çekişme, fesat, kıskançlık, bencillik, kıskançlık gibi istemediğimiz davranışların görülmesi mümkün değildir, çünkü sevgi ve saygıyı önemseyen bir insan topluluğu  almadan çok verme eğiliminde oldukları için, içten samimi  dost hane davrandıkları için buralarda hoşgörü, ve samimiyet hakim olur , sevgilerin karşılıklı olduğuna inanılır, tek şifre ise de her zaman güven, parolası ise ilgi, saygı, sevgi, ve sorumluluk duygularıdır. Öyle ise insan bedenine iskan edilen ruhumuzun yaşaması ve yaşatılması için sevgi ile nefes aldırarak, ona hayat verelim, anlam kazandıralım, insan halimiz ile güzelleştirelim, sevdikçe , sevildikçe daha çok anlam taşıdığını  sevmenin ruhun değişmez bir gıdası olduğunu, bedende yaşayan ruhun sevgi ile  beslenirse aydınlanacağını hep beraber el ele vererek yaşayalım, ruh sevgi olursa, aşk da sevgili olur.

Bu hafta yazımızı güzel ve kısa bir fıkra ile bitirelim, “  Hintli bir adam suda bata çıka ilerlemeye çalışan bir akrep görür.

Onu kurtarmaya karar verir ve parmağını uzatır ama akrep onu sokar.

Hintli tekrar akrebi sudan kurtarmaya çalışır ama akrep onu tekrar sokar.

Yakınlardaki başka birisi ona, onu sürekli sokmaya çalışan akrebi

kurtarmaya çalışmaktan vazgeçmesini söyler.

Ama Hintli adam söyle der:

“Sokmak akrebin doğasında vardır.

Benim doğamda ise sevmek var.

Neden sokmak akrebin doğasında var diye kendi doğamda olan sevmekten vazgeçeyim?”

Öyle ise sevdiklerimize veremediğimiz en büyük hediyenin , içinde, sevgi, huzur barış, mutluluk  ve sevinçlerin olduğunu unutmayalım, gelecek hafta görüşünceye dek hepinize saf ve samimi duyguların, sevgilerin doldurduğu bir yaşamın devamlı  olması dileklerim ile sevgiler, saygılar sunuyorum, hoşça kalın, sevgi ile kalın.

 

 

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

error: Content is protected !!