Müzik Evrenseldir !

Müzik Evrenseldir !

Merhaba sevgili okuyucular, değerli müzik dostları, bayram arifesine yaklaştığımız bu haftada  hepinize güzel bir hafta dileklerimi iletiyorum.

Müzik, müzik, müzik bizim doğamız, bizim dünyamız derken bu hafta evrenselliğinden söz etmek istiyorum biraz. Hepimiz bazen evlerimizde  TV’ları seyrederken  görüntülerden, filmlerden  sıkılır hafifçe radyonun düğmesine basarak müzik dinlemek isteriz. Dinlediğimiz müzik bazen ilk defa da duymuş olsak  bizi duygulandırır, eğer coşkulu ise coşkulandırır, ritimli ise ellerimizi oynatarak katılımını sağlayabilir, bulunduğumuz atmosferi anında değiştirebilir ve ayrı dünyalara götürür.  Radyo da veya müzik setinde çalan müziğin yöresel  olması veya batı müziği çalması, sözleri falan önemsizdir, önemli olan bu duygunun tınını içimizde hissetmek önemlidir, yani sesin kulağımıza hoş gelmesi, öyle ise işte müziğin evrenselliği buradadır.

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Kurucusu Büyük ve eşsiz kumandan Gazi Mustafa Kemal Atatürk,  şiir ve edebiyat dışında da müziğe büyük önem duymuştur. Şarkıları ve türküleri dinlerken zaman zaman onlara eşlik etmiş, oynanan halk oyunları ekibine de  katılmıştır.

Rahmetli Mustafa Kemal Paşa,  söyleminde “Hayatta müzik gerekli değildir. Çünkü hayat müziktir. Müzik ile ilgisi olmayan varlıklar, insan değildirler, diyerek müziği, ulusların kültürel kimliğinin kazanılması, korunması, tanıtımı ve kuşaklara aktarılmasında en etkin unsurların başında görüyordu.

ATATÜRK, bir müzisyen olmasa da derin bir müzik kültürü ve anlayışına, zevkine sahipti. Müziği seviyordu. Şu sözleri bunu anlatmaktadır: Müzik, yaşamın bir parçası değil kendisidir. Yani “Hayat Müziktir.” Müzik ile alakası olan tek varlık, insandır. Müziksiz bir hayat da zaten mevcut değildir.

Değerli müzik dostları, burada şunu net söyleyebiliriz,  yeteneğin duyguya hükmettiği  en önemli sanat dallarından birisi müziktir. Öyle ise müzik bir çok insanı bir araya getirir, bir araya gelerek müzik dinleyenlerin ortak amacı danstan, müzikten veya müzikhol gösteriden zevk almaktır.  Geçen hafta bir düğün merasimi için Akhisar’da mehter icra ediyorduk, ortaya çıkan zihinsel engelli olduğu her halinden belli olan orta yaşlı vatandaşın birisi her marş çalışımızda sahneye çıkarak oynak ve kıvrak figürlerle adeta profesyonel dansçılara taş çıkartırcasına müziğin ritmine ayak uydurarak izleyenleri hayran bıraktı, burada marşın içeriği anlayıp anlamaması değil, çalan marşın ritmine ayak uydurması inanılır gibi değildi.

Geçenlerde şöyle evde sakin sakin  Hafif batı müziği dinliyordum, benim müzik anlayışım bazen Karadeniz müzikleri, bazen horon olurken, bazen bozlak olur, bazen de efeler diyarına gider, tam bu sırada  ömrü hayatımda severek dinlediğim yabancı parçaların bazılarının Türkçe karşılıklarına bakmak istedim ve internetten Türkçe meallerini okudum, inanın benim sözlerin anlamını bilmeden dinlediğim  bu parçalar bana o kadar çok hitap ediyormuş ki şaşırdım kaldım. Öyleyse müzik kişilere göre ayrı ayrı hitap etmiyor herkese farklı duyguları uyandırıp farklı tınıları yaratıp coşturabiliyor. Kısaca  farklı farklı hayatlar yaşayan tüm insanların aynı duygu ve hislerde buluşması ve bu duygulara hayat vermesi müziğin evrensel bir dil olduğunun en güzel göstergesidir. Her ne kadar çalan müziğin sözlerinden bir şeyler anlamasak da  bazen bir enstrüman bile bizi alıp notalardan çıkan melodilerle çok uzaklara götürebiliyorsa  burada müziğin eşsiz güzelliğinden , evrenselliğinden söz etmemek imkansızdır.

Tüm dostlara gönül dolusu ağız tadında  güzel bir bayram geçirmesi dileklerim ile sevgilerimi sunar, hepinize iyi tatiller diler, sevgilerimi sunarım.