Soma Karaelmas Gazetesi

resim yükle

Mutluluk Oyunu

Mutluluk Oyunu
1.148 views
16 Eylül 2015 - 7:47

Selam ve sevgilerin en güzelinin siz değerli okurlarımın olması dileği ile sevgilerimi sunarken , geçtiğimiz cumartesi günü Soma’mızın düşman işgalinden kurtuluşunun 93 yıl dönümüydü, ancak son yıllarda ülkemizde meydana gelen terör olaylarında meydana gelen şehit asker ve polislerimizin acısı ve üzüntüsü nedeni ile törenler iptal edildiği için kutlayamadık, ancak bizler yine bu güzel ve çok anlamlı günün Tüm Somalı hemşerilerime kutlu olması dileklerim ile sevgiler sunuyorum.
Sevgili okuyucularım ve değerli sosyal medya üzerinden beni takip eden değerli kardeşlerim, bu hafta köşemizi “ Mutluluk Oyununa” ayırdık.
Mutluluğun genel tanımına bakarsak üzüntüleri yokmuş gibi sayarak yola çıkmamız, üzüntüleri evde bırakmak, kederleri içe atarak zoraki olarak gülümseyebilme sanatının yorucu eylem halidir. Her daim yüzünüzden yatıncaya kadar maske ile gezersiniz.Aman beni dertli görmesinler, gözlerimdeki yaş izlerinin fark etmesinler diye üzerine kalın tabaka ilse yapılan makyajın ince ustalığıdır. Tek kişilik dev kadronun gece yatıncaya kadar sahnede oynadığı çift kişilikli karakter halini yansıtan alkış gerektirmeyen sadece alkış seslerini ve uğultularını kendin duyabileceğin ekodaki kısa replikli tiyatro oyunudur.Bu role neden gereksinim duyulmuştur konusunda teknik bir çalışma olmamakla beraber, psikolojik olarak insanların acılarını, üzüntülerini ortalık yerde yaşamamaları için böyle bir oyuna gerek duydukları tespit edilmiştir. Bu oyunun sonunun veya senaryonun birinci bölüm, ikinci bölüm diye devam edip gitmesini beklemek ölüden medet ummak gibi olur, çünkü bu oyun ve roller çoğaldıkça sahnedeki oynayan insanın gerek kendisi gerekse çevresindekiler için sakıncalı boyutlarına geldiği, patlama noktasının an meselesi olduğu, patlamanın şiddetinin beklenenden fazla olacağı ve can kaybınınsa kaçınılmaz olduğunu kabul etmeniz gerekecektir. Aslında bu oyuna başlamadan önce bu rolün sahibinin geçmiş olduğu bir çok sınav vardır, bu sınavlardan geçerek buralara kadar gelmiş insanın kader ağlarını bu yolda ilerlerken en iyi şekilde örerek “Son” noktasına yani bitiş noktasına taşımıştır farkında olmadan. Sadece belirli noktalara odaklanarak boş boş bakarsın, neyin var diyen çevrendekilere de sadece bu gece uyuyamadım galiba diyerek kendinin de inanmadığın şekilde geçiştirirsin sorgulamaları. Çünkü artık sen sen olmaktan çıkmış çift ruhlu bir insan olmuşsundur ve bir zaman gelir kendinde verdiğin cevaplara kendin bile her ne kadar doğru olsa da inanasın gelmez, işte kendinle çatışmaların başlamıştır, kendi kişiliğine olan saygın ve güvenin bitmiştir. Akabinde ise psikosomatik hastalıkların kaçınılmaz olduğu tedavisi mümkün olmayacak hastalıkların serüvenine, maceralarına yelken açmışsındır farkında olmadan, davetiye çıkarmışsındır.
Her sabah yüzünüze taktığınız maske aslında artık yapışkanlı bant gibi söke taka ciltte gerekli lekeleri bırakmıştır, takmadığınız zaman ten bu maskeyi arar ve onsuz evden dışarı çıkmazsın, maske ciltle bütünleşmiştir bir kere, çıkartmaya çalışsanız bile canımız yanar yani çıkarması mümkün değildir. Bu maskeler ve oyunlar öylesine çoğalır ve konuları öylesine genişler ki artık bunu taşıyamadığımız için çocuklarımıza kadar hediye ederiz, ve karşılıklı oynamaya başlarız, bu sefer de aile matinesi gibi oluruz, artık risk faktörü , mutsuzluk, sahtekarlık, kısaca karasabanlarla arkadaş oluruz, AKABİNDE hoş geldin DERPESYON . Artık nefes alamamaya başlamışsındır, herkese karşı güven bitmiştir,göğsünde koca bir kaya vardır, ne nefes alırsın ne de bir lokma yemek canın ister ve boğazından geçer, kendini değersiz hissetmeye başlamışsındır, sadece bu hayatın son bulması için gün saymaya başlamışsındır,hiçbir şeyden zevk alamazsın, vücudun işlevleri azalmıştır, zaman zaman intiharı düşünmeye veya yapanların acaba ne düşündüğünü sorgulamaya başlamışsındır, kısaca oynanan son oyunların patlama noktası yavaş yavaş pimi çekilmiştir ve son kaçınılmazdır.Bu son noktasının en büyük taraftarları da çocuklarımızdır. Bu oyuna kısa kısa oyunlarla alışan ve gördüklerini taklit etme yeteneğine sahip olan çocuklarımız için de oyunun kendi kurallarına göre oynama zamanı gelmiştir. Çocukların normal insanlar gibi ev içerisinde oyunlarını sergileyemeyeceği için, rollerini öncelikle okullarında derslerini aksatarak ve başarısızlıklarla sergilemeye başlarlar ki aslında bu tiyatronun ve oynanan ilk oyunun birinci perdesi başlamıştır, bunun devamının gelmesi kaçınılmazdır. İkinci perde de bulunduğu arkadaş ortamına uyum sağlayamayacak, aşırı sinirlilik hali baş gösterecek, anneye babaya isyan etmekle birlikte, zaman gelecek kardeşi ile kavga edecek, zaman gelecek evde bulunan eşyalara zarar verecek, kırıp dökecek, özellikle kendisi için her türlü fedakarlıktan kaçınmayan anneyi daha yumuşak bulduğu için ona emirler yağdırarak, istediğini yaptırma gücünü elinde bulunduracaktır.Tabii bunun örnekleri kendini odaya kapatmadan tutunda madde bağımlısına kadar, gidecektir, siz istediğiniz kadar toparlamaya çalışsanız da maalesef hiçbir şey sil baştan eskisi gibi olmayacaktır,çünkü denize atılan bir taşın yavaş yavaş büyüdüğü halkalar gibi bu acı dolu halkalarda büyümüş, küçülmesi görülmemektedir.İşte hayat içerisinde yaşanan sorunlar kişileri mutlu değil mutsuz sona doğru hızla getirmektedir.Ruhsal belirtilerin, fiziksel belirtileri n vücudumuzda yarattığı etkilerinin ne olduğunu, nerelere ve nasıl hastalıklara davetiye çıkardığını düşünmek bile istemiyorum. Siz siz olun metazori olarak sahte gülümselemeler ve mutlulukların yerine bir küçücük parça da olsa esas sevgilerle azıcık tebessümlerle yaşayabilirseniz dünyanın en mutlu insanı siz olursunuz.
Gelecek hafta görüşünceye dek şen ve esen kalın, sevdikleriniz ile beraber kalın, tebessüm ile kalın sevgili dostlarım.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

error: Content is protected !!