https://www.somakaraelmas.com/modern-pazaryeri-projesi-hazirlaniyor.html
https://www.somakaraelmas.com/istanbul-sozlesmesi-kirmizi-cizgimizdir.html
https://www.somakaraelmas.com/cinayet-degil-vahsettttttt.html
https://www.somakaraelmas.com/kadin-toplumun-temelidir.html
https://www.somakaraelmas.com/girisimcilikte-kadin-gucu-fuari.html
https://www.somakaraelmas.com/ilk-kadin-muhtara-ziyaret.html
https://www.somakaraelmas.com/200-kadin-kahvaltida-bulustu.html
https://www.somakaraelmas.com/kadin-kollarinda-emel-ozdemir-donemi.html
https://www.somakaraelmas.com/esnaf-odasindan-kadin-uyelere-ziyaret.html
https://www.somakaraelmas.com/siddetsiz-bir-toplum-adalet-esitlik-ve-baris-icin-diren-kadin.html
https://www.somakaraelmas.com/kadin-dogum-uzmanimiz-gecici-gorevle-geliyor.html
https://www.somakaraelmas.com/kadin-isciler-topraga-verildi.html
https://www.somakaraelmas.com/somali-kadinlar-ciftciler-gununu-kutlandi.html
https://www.somakaraelmas.com/kesk-kadinlar-gununu-kutladi.html
https://www.somakaraelmas.com/kadinlar-sozlesmeye-sahip-cikiyor.html

Soma Karaelmas Gazetesi

İyi Olmak Değil, İyi Oynamak Önemli Olmuş

İyi Olmak Değil, İyi Oynamak Önemli Olmuş
1.187 views
22 Mart 2017 - 8:13

Selam ve sevgilerin en güzelinin siz değerli dostlarımın ve sosyal medya üzerinden sayıları her geçen gün artan sevgili okuyucularımın olması dileği ile hepinize güzel bir geçirmeniz dileklerim ile sevilerimi sunuyorum.

Bu hafta yaşamını bukalemun gibi renkten renge, kılıktan kılığa girebilen bukalemunlara ayırmak istedim, yani ne istediklerini bildikleri halde, kendi beyin ve vicdan doğrularını bir kenara bırakarak sırf etrafa şirin görünmek, ve her bindiği kayığın küreğini çenklere seslenmek istiyorum.

Maalesef geçenlerde yine sosyal medyada güzel bir yazı okudum, “ Senin ne kadar iyi insan olduğunun önemi yok ! B u dünya iyi olanların değil, iyi oynayanların dünyası.” Maalesef artık her şey çıkar ve menfaat olmuş, her şey sahtekarlık olmuş ve her şey kendi ruh ve vicdanını başkasına göre ayarlayarak sırf başkalarının istek ve doğrultularına göre adı eğer yaşamaksa bunun adı nefes almak değilse insan olarak  değil sadece kimlik taşıyarak ruhane şekilde gezmekle insan  olunmuş.

Bir insan rabbimin emaneti olan canı, ruhu, vicdani, kişiliği, onuru ve şahsiyeti ile Allahın bahşettiği beynini kullanamadan sırf başkaları ne der, veya sırf başkalarına şirin görünmek  “ Desinler, mutlu olsunlar, şirin gözükeyim” diye yaşarsa hiç nefes almasına da gerek yok, bir insanın en büyük fazileti ve erdemi onurudur, eğer kimlik, şahsiyeti gurur,ve onurun ile kendi duygu ve düşüncelerini terk ederek, süregelen toplumsal yaşam ve kuralları kabul ederseniz, bugün özellikle Doğu Anadolu ve Güney Doğu Anadoludaki yaşanan töre cinayetlerinin ve olgularının getirdiği, sırası geldiğinde veya duyulduğunda nefret duyguları ile, onlara her türlü bela okumaya hiçbir hakkın bulunmamaktadır, çünkü başkaları için yaşadığın, desinler diye nefes aldığın bu hayat, onlara yapılan zulüm, tecavüz, ve işkenceden, cinsel istismardan, senin sessizliğin ve katlanışının hiçbir farkın yoktur.

Rabbim herkese aynı akılı, aynı beyini vermiş, düşünmemek için kişiliğini değiştirmeye hakkın yok, eğer sen kendi hayatını yaşayamıyorsan, o zaman yaşadığın hayat emanettir ve seni n değildir, sen bir nevi başkasının parmakları arasında oynayan kukladan başka bir şey değilsin  ve her türlü eziyet, baskı ve başkasının iki dudağı arasına çıkan sözcüklerin arasında ezilip yok olmaya gitmeye mecbursun.Kimse kusura bakmasın enin hayatın ve ömrün rabbimin bahşettiği onur ve fikir ile beyin ile düşünerek, doğruları ve yanlışları görerek değil şaklabanlıkla geçirmeye ve başkalarının doğruları karşısında ezilip yok olmaya mecbursun, çünkü bunu sen istedin, bu hayatı yaşamayı senin yanlışları doğru, doğruları yanlış gören beynin ve etrafındaki dost sandığın dostsuzların istedi.

Bir insan hiç bir zaman  dışarıda mucize arayamaz, mucize sensin, yaşadığın ve nefes aldığın hayatta insan olarak, şahsiyetli, ve onurlu şekilde kendini asla başkalarının doğruları ile kendini yönelttirip yaşamaya çalışması ölümün ipini kendi elleri ile çekmesidir. Önemli olan hayatın ne zaman sona ermesi değil, ne zaman son bulması değil, yaşayan bir ölüden farksız yaşaman değil, onu kendi içerisinde hissederek, severek, hayattan zevk alarak, etrafındaki güzelliklerin farkına vararak, sabah doğan güneş ile akşam batan güneşin kızıllıklarının farkına vardığın an, kendi doğruların ile kendin yüzleşmeye başladığın an yaşamaya başladığın zaman  yaşıyorsundur.

Ben insanların böyle doğdum, böyle yetiştim, böyle gördüm, mecburum, diye sızlanışlarına asla ve asla inanmıyorum, her insan kendi kaderini ve kendi yaşam çizgisinin kendi belirler, ben ne insanlar görüyorum, tanıyorum ve biliyorum , sofrasına bir lokma ekmeği zor buluyor fakat etrafına saçtığı pozitif enerjiyi görünce bazen bende bile bazı eksikler var diye kendimi eleştirebiliyorum, fakat ne havuzlu sitelerde, villalarda, hizmetçilerle yetişen aileler de görüyorum, maalesef yedikleri bir lokma ekmeği sadece karın doyurmak için yediklerine şahit oluyorum. Sevgili dostlarım kimse kendine psikolojik sorunum var, ben böyle gördüm, onun bunun için yaşamaya veya bu hayatı çekmeye mecburum diye kendilerine haklı sebep veya çıkar ile bahaneler yaratarak kendi kendilerini kandırmasınlar, insanlar kendi zihinsel işletim hataları ve acaba ne derler korkusu ile zihinsel işlevlerini yanlış yönlendirerek kendi kendilerine eziyet ederek, ne olduğu gibi görünüyorlar, ne de göründüğü gibi oluyorlar, tamamen hayatlarını kendilerine verilen rollerle sahte gülücüklerle kandırıp, temelsiz eğreti baraka gibi yıkılmaya her an müsait şekilde esecek bir fırtınayı veya rüzgarı bekliyor, bunun acaba mucize olursa diye depreme dayanaklı  bir bina inşası gibi düşünmeye ve beklemeye asla ve asla hakları yoktur. İnsanları yaşadıkları hayatta  yorgun kılan yaşam değil, yüzlerinde taşıdıkları maskeleridir. İnsanlar yüzlerinde taşıdıkları maskelerden kurtulamadığı müddetçe, sıyrılamadığı müddetçe kendi özleri ile buluşamadıkları gibi, ebeveynler olarak çoluklarına çocuklarına da aynı çifte ruh ve davranışları aşılayarak onlarında toplum içerisinde kendileri gibi ve kendi doğruları gibi yaşamalarını değil, aileden gördüğü sahte maskelerle yaşamasını taklit ederek var olmaya çalışır ve burada ruh ve beyin çatışması devreye girerek, psikolojik sorunların ortasında sağlıksız bir birey olarak bir gün gülen, diğer gün ağlayan farklı şekillere bürünen ve bazen de olmasını istediği hayat gibi yaşamaya çalışarak taklitçilik zihniyetini yetiştirir ve sonucunda içinden çıkılmaz bir hal alarak gerçek kimliğini hiçbir zaman bulamaz.

Son söz, lütfen bu sözlerimden hiç kimse şahsi olarak bir şey alınmasın, bu toplumuzun kanayan bir yarasıdır, Rabbim bizlere güneşi sadece gece ile gündüzü ayırtmak ve ışık olmak için yaratmadı, eğer gerçekten rabbimin yarattığı bir birey, bir canlı ve hayatın güzelliklerini görmek istiyorsan , Allahın verdiği canın kıymetini bil, güneşin sıcaklığının ışığını damarlarında hisset, o güzel değerlerin farkına var, başkası için değil, kendi mutluluğun, saadetin ve çocuklarına bırakacağın en güzel yarınlar için yaşa,ve unutma ki, bir çiçek dışarıdan asla filizlenmez, ancak kendi tohumundan filizlenir, yine unutmamalısın ki , yukarıda doğan ve içimizi ısıtsan güneş bizim gülücüklerimizle, her şeyin farkına varmamız ile aydınlanır ve içimizi ısıtır. Kendi yüreğinin ve kalbinin sesini duymayan bir insan başkasının kalbini ısıtamaz.

Haftaya görüşünceye dek, yüzünüzde sevgi, içinizde huzur ve mutluluk, kalplerinize gerçek aşk, yaşamınızda güneş hiçbir zaman eksik olmasın.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

error: Content is protected !!