https://www.somakaraelmas.com/modern-pazaryeri-projesi-hazirlaniyor.html
https://www.somakaraelmas.com/istanbul-sozlesmesi-kirmizi-cizgimizdir.html
https://www.somakaraelmas.com/cinayet-degil-vahsettttttt.html
https://www.somakaraelmas.com/kadin-toplumun-temelidir.html
https://www.somakaraelmas.com/girisimcilikte-kadin-gucu-fuari.html
https://www.somakaraelmas.com/ilk-kadin-muhtara-ziyaret.html
https://www.somakaraelmas.com/200-kadin-kahvaltida-bulustu.html
https://www.somakaraelmas.com/kadin-kollarinda-emel-ozdemir-donemi.html
https://www.somakaraelmas.com/esnaf-odasindan-kadin-uyelere-ziyaret.html
https://www.somakaraelmas.com/siddetsiz-bir-toplum-adalet-esitlik-ve-baris-icin-diren-kadin.html
https://www.somakaraelmas.com/kadin-dogum-uzmanimiz-gecici-gorevle-geliyor.html
https://www.somakaraelmas.com/kadin-isciler-topraga-verildi.html
https://www.somakaraelmas.com/somali-kadinlar-ciftciler-gununu-kutlandi.html
https://www.somakaraelmas.com/kesk-kadinlar-gununu-kutladi.html
https://www.somakaraelmas.com/kadinlar-sozlesmeye-sahip-cikiyor.html

Soma Karaelmas Gazetesi

Bu Hayat Sizin İse Yaşayamalısınız !!!

Bu Hayat Sizin İse Yaşayamalısınız !!!
1.192 views
14 Kasım 2016 - 12:38

Seneler Geçsin,Sen Beni bil ben seni bileyim istiyorum.

Benim olduğun kadar dostlarının,Dostlarının olduğun kadar benim ol istiyorum.

Nice sıkıntı ve zorluk yaşayıp anlatalım.

Yaşayalım ki,Öğrenelim hayatı ve destek çıkmayı.

Birbirimizin omuzlarında ağlamalıyız.

Sen çok dertlenip,içip arkadaşlarınla eve gelmelisin.

Paylaşmalı ve beraber sıkılmalıyız.

Öyle ki,yalnız sıkılmak sıkmalı bizi.

Yaşayalım ki,paramız olunca sevinelim.

Güzel günlerimizi,evimizde,bir şişe şarap ve pijamalarımızla kutlamalıyız.

Ya da bazen dostlarla ucuz biralar içerek….

Selam ve sevgilerimi gönderirken bu hafta Can Yücel’in şiiri  olarak bildiğim şairin  bir paragrafı ile  bu hafta yazımıza başlamak istedim.

Sevgili dostlarım, değerli okurlarım, İnsanlar kendi hayatlarını yaşayamayıp,başkalarının hayatını düşündükleri, ve onların yaşamları ile kendilerini idame ettirdikleri için daha kolay bir yaşam biçimini seçmek  diğerleri için daha kolay gelmektedir, Oysa yaşamak için bir nedeni olan ve kendi ayakları üzerinde durmasını becerebilen insanlar her sıkıntısının üstesinden gelebildikleri gibi, yarınlarına ve umutlarına daha sağlam basarak karakterlerini güçlü kılabilirler.

Sevgili dostlar, insanların hayatta sadece bir yaşam hakkı olurlar ve dönüşümü olmayan tek gerçek yoldur.Yaşamak için beynimizin iki parçasının bir yarısı yaşamla mücadele ederken, diğer yarısı da sosyal yönümüz varsa tabii, ruh halimiz, düşünce yapımız, mantığımız,özgüvenimiz ve kişilik  yapısı ile yönlendirme şeklinde geçer.Burada ki oluş biçimi,ve yaşam şekline yön veren duyguların temeli çocukluk yaşlardan itibaren  tutunda, aile içerisindeki bastırılmış,yaşanamamış duygulardan, evlendikten sonra ataerkil toplumların değişmez kaderi olan erkek egemenli yönlendirilmeler ve sindirilmeler burada insan hayatının temel taşlarını oluşturur, tabii ki tam mimari ve denetimli, projeli, tasarımlı bir yaşam yeri ile gelişigüzel ustaya verilerek inşa edilen evin şekli arasındaki farkı gibi kişilerin yaşam biçimleri ve davranışları da buna benzer eş değer derecede farklılık göstermesi doğaldır. Hayata gülümseyerek bakmak hepimiz istediği bir geri bildirimdir, ancak sadece gülümsemekle yaşamın şartları yeterli gelmiyor tabii ki, sadece gülümseyerek kişiliğini de düzeltme lüksün yok, asıl yaşamımıza anlam katacak ve gelecek nesillerimiz olan çocuklara yaşam biçimi,karakter,davranış,huy ve ifade,saygı şekillerini de insan gibi yetişkin bir birey gibi, topluma, vatana karşı olan vazifelerini de öğreterek hayatın sorumluluklarını kendi ellerine teslim etmek gerekir.Hayatın ve yaşamın tek sorumlusu bizleriz, biz nasıl bir düzen ve tertip içinde yetişirsek çocuklarımızda onun aynasıdır,geri bildirimidir.Suçu kimselere atmaya hakkımız yok, bizler ne verirsek ve ne ekersek onu biçeceğiz.Çözülemeyen sorunlar, biriken boş vermişlikler, kulak ardı edilen sözler, kimler ne der faraziyeleri, ve bir başkasının hegomanyası altında kalarak kukla gibi yaşamayı seçenler, sadece toplumda robot gibi hissiz ve uzaktan kumanda ile  yönlendirerek yaşam biçimlerini  bir başkasına teslim etmenin ezikliği ile kaybolup gitmeye mahkumdurlar. İnsanlar kendi sorumluluklarını ve iradelerini  kendi üzerlerine alıp, hareketlerinin  kısıtlama özgürlüğünü terk edip, olması gerektiği gibi  ellerline aldığı zaman olgunlaşmaya ve insan olmanın verdiği feyiz, bereketi ile gerçek kişiliklerine kavuşurlar.Kısacası seçtiğiniz yaşam biçimi içerisinde çocukların ve kendinizin duvarmı,aynamı,penceremi,kapımı, uçurumu olduğunu vicdanınıza yönlendirerek kendi kararınızı kendiniz vereceksiniz.

Sevgili dostlarımız, kulağımız işitime organı olsa da onu gören gözdür, yaşam biçiminde de ya dibi batmak yada dipten çıkmanın kararını vermek beynimiz,aklımız ve vicdani sorumluluğumuzdur.Kalıplaşmış ve klişe haline gelmiş, ben yoruldum hayat, böyle yaşamaya mecburum, toplumda ne denilir, kime ne anlatırım, nasıl karşılarlar diye yanlış girintilerin arkasına sığınmak düşünce ön yargısı ile  ters orantılı bir yaşam biçimi olup yaşamın en acı mahkumiyetidir. Sorunsuz ve yaşanabilir bir hayat için kişinin engellere değil mesut ve mutlu bir yaşam için sorunsuz bir hayata ihtiyacı vardır. Nasıl ağırlık ve vücut geliştirmek için ağırlık çalışmaya ihtiyaç duyarsa, hayatın güçlüklerini aşmak ve yaşama istediğimiz şekilde tutunabilmek ve insanca yaşayabilmek içinde  güçlükleri engel olarak görmeyip aşarak yaşamdan zevk almamız gerekir.Hayatı yaşamak demek peşimizi bırakmayan sorunları çözdükten sonra yaşama tutunmak,varlığımızın tek nedenidir. Öyle ise, Hayatta karşımıza çıkan engellere,zorluklara, ve yıldırmalara karşı aşamam derseniz takılıp kalırsınız ve yaşayan bir ölüden farkınız olmaz,engellere basamak diyerek üzerine basarak ben yaşamak için kendi ayaklarımın üzerinde durmalıyım,derseniz her zaman için yükselirsiniz.Hayatta bu benim kaderim dersiniz,  sıkıcı hayatın oyuncağı sadece  olursunuz.Lütfen her günü bir evvelki günden farklı yaşamak için  daya duyarlı ve içimizdeki  hislerin, vicdanın sesini dinleyerek, maskeleri bir kenara atarak  bu hayatı yaşamalıyız, Rabbim bize ceviz verir ama kırarak içini çıkarıp sunmaz, onun içini çıkaracak olan bizleriz. Kısaca seni tanımlayanların, başkalarının söyledikleri olma bir şarkıda söylendiği “ Sen kendini kendin ol” olamıyorsan da ghir kendi ellerin ile mezarını hazırla ve sonunu bekle yapacak başka bir şey yok.

Gerlecek hafta görüşünceye dek şen ve esen kalın sevgi ile kalın.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

error: Content is protected !!