Soma Karaelmas Gazetesi

CHP’liler Dayanışma Yemeğinde Buluştu

CHP’liler Dayanışma Yemeğinde Buluştu
1.335 views
23 Aralık 2014 - 8:22

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Dayanışma yemeğinde bir araya geldi. Gündüz Beder Kültür Merkezinde düzenlenen ve CHP İlçe Başkanı Murat Bayramoğlu’nun ev sahipliği yaptığı Dayanışma Yemeğine CHP Genel Başkan Yardımcısı  Yakup Akkaya, CHP Manisa Milletvekilleri Özgür Özel, Sakine Öz, Hasan Ören, CHP Manisa Milletvekili Aday Adayı Abdullah Saka, sivil toplum örgütü temsilcileri, çok sayıda partili ve madenci aileleri katıldı.

Gece de konuşma yapan CHP Soma İlçe Başkanı Murat Bayramoğlu, “Tarihin en büyük madenci katliamının yaşandığı kent Soma… Soma katliamını doğru anlayabilmek için; emek-sermaye- üretim-sendika-taşeron-kar-denetleme-hukuk-siyaset gibi unsurların birbirleriyle olan ilişkilerini yeniden irdelememiz; eski tanımların, eski ilişki biçimlerinin, eski kavramların yerli yerinde durup durmadıklarını iyi analiz etmemiz gerekmektedir.

2000’li yıllara doğru tarım yavaş yavaş tasfiye edilirken, ortaya çıkan işsizler ordusunun toplumsal bir tepkiye yol açmadan nasıl bir çözüme kavuşturulabileceği, çok ciddi bir sorun olarak ortada durmaktaydı. AKP’nin iktidara geldikten sonra yaptığı ilk icraatlarından biri; işçinin korunması ilkesine dayanan İş Kanununu; yürürlükten kaldırmak olmuştu. AKP, esnek çalışmayı, sınırsız rekabeti, iş yoğunluğuna göre çalışma süresi düzenlemesini getiren, pek çok uygulamayı işverenin keyfiyetine bırakan yeni yasayı yürürlüğe koydu. “Alt işveren” başlığı ile de Taşeron sistemi, iş kanununda resmen yerini aldı. Böylece taşeronlaşma her sektöre yayılmış ve yasal zemine oturtulmuş oldu.

Böylelikle… 1-) Tarım yapamayan işsiz kitlenin, bir şekilde iş bularak, işsizler ordusu içinde yer alması engellendi. Toplumsal tepkinin oluşması önlendi. 2-) Sermayeye ucuz ve güvencesiz bir iş gücü sağlanmış oldu. 3-) AKP bazen tehditle, bazen kutsal duyguların sömürüsü ile bazen gıda kömür yardımlarıyla kontrol ettiği ve iktidarının devamında her zaman destekçi olacak olan, oyunu alabileceği bir seçmen tabanını yaratmış oldu.

Türkiye’nin son yedi aydır haber başkenti, Soma olmuştur. Ama ne yazık ki bu haberlerin tamamı yıkıcı, üzücü, olumsuz ve kahredici haberler.

Her insanın kaderi vardır ve insanlar kaderini yaşarlar. Kentlerin de kaderi vardır. Soma da bu anlamda enerji kenti olmasının karşılığı olarak, kendi kaderini yaşıyor. Ülkenin ekonomisine bu denli katkı yapan bir kentin bunca acılar yaşaması reva mıdır? Bugün bu soruyu vicdan sahibi herkes kendine sormalıdır.

Kömür, yeraltı zenginliğimizdir. Ve kömür yerüstüne çıkarılmadan bir artı değer, bir zenginlik değildir. Doğrudur. Ama hiç kimse kömürü çıkarıp, yerine işçiyi gömme hakkına sahip değildir. Kömürle insanı yer değişme ilkesine dayanan bir üretim modelini lanetliyorum.

Biliyoruz, madencilik çok kârlı bir sektör. Ama görüyoruz ki; kârlı olduğu kadar da kanlı bir sektör haline getirilmiştir. O nedenle sermaye bu alanlara üşüşmekte ve işçiler 19. yüzyıl vahşi

kapitalizminin cehennemlerine benzer koşullarda, düşük ücretlerle, uzun çalışma saatleri ile ölümüne çalıştırılmaktadır. Bu rejimi sürdüren herkesin siyasetçisinin, bürokratının ve sendikacısının eline kan bulaşmıştır.

Bunca felakete ve ölüme rağmen tek bir kamu yetkilisi hesap vermedi ve istifa etmedi. Bırakın hesap vermeyi; Çalışma Bakanlığı, madenlerin denetim raporlarını dahi “ticari sır” gerekçesiyle sendikalara ve meslek odalarına vermiyor.

Defalarca söylendi ve yazıldı. İş yerindeki, iş güvenliği uzmanı işverene bağımlı çalıştığı müddetçe; parasını patrondan aldığı müddetçe ve iş güvenliği denetimi, bağımsız ve özerk bir yapıya kavuşturulmadıkça, etkin bir denetleme söz konusu olamaz. Bu iş kazaları da sonsuza kadar devam eder.

Diğer sektörlerde kâr oranın bire üç iken; madencilikte bunun bire on beşlere çıktığının önemle altını çizmek isterim. Kârı, rantı ve parayı koklamasıyla meşhur olan önceki başbakanın, tüm maden ruhsatlarının verilme yetkisini kendine bağlaması ve bunun için bir işadamları havuzu oluşturmuş olmasının sebebi de işte bu yüksek kârlılıktır.

Soma’nın tüm bunları yaşadığı yetmiyormuş gibi bir de; halka, emeğe, doğaya ve kente saldıran sistemin bu alçak unsurları; Yırca köyünde eşkıyalığa soyundular. Ne hukuk dinlediler, ne halk. Saldırdılar aç kurtlar gibi, doğaya ve insana. Köylümüzü kelepçelediler, sürüklediler, 100 yıllık ağaçları kepçelerle söktüler. Doymak bilmez kar hırsları, eşkıyalık yaparak para kazanacaklarını düşündürttü onlara.

İşte burada, Yırca köyünde Soma’da; geçmişine, doğasına ve geleceğine sahip çıkan Yırcalı kadınlarımızdan, hayatları boyunca unutamayacakları bir tokat yediler önce. Sonrada her şeye rağmen hukuk varmış dedirten yargıçlardan bir tokat yediler. Sevgili Yırcalılara sesleniyorum burada=Helal olsun sizlere helal olsun.

Faşizmden de ileri bir sömürü ve soygun düzeni olan kleptokrasi, yani hırsızlar düzeni, bugün Türkiye’ye hakim olan düzendir. Bugün inanılmaz bir paradoksla karşı karşıyayız. Ortadoğu ülkelerine özgü ve o ülkelerde rastladığımız, siyasi terminolojide“oryantal despotizm” diye tanımlanan baskıcı despot rejim; dikkat çekici biçimde ülkemizde, bizzat o rejimin ezdiği kitlelerin oylarıyla yerleşmektedir. Bu durumun düzeltilmesi için, düzenin ezdiği yurttaşları kendi tarafımıza çekme görevi, o insanları bu çaresizlik girdabından kurtarma ve halkımızı cesaretlendirme görevi, biz Cumhuriyet Halk Partililere, biz yurtseverlere düşmektedir.

AKP bugün ülkeyi bir şirket mantığı ile yönetmektedir. Aslında dünyayı yöneten ve ülke yönetimlerine hakim olan, vahşi kapitalizmin kaymağını yiyen, uluslararası şirketler nasıl var iseler; AKP aynı modeli bugün ülkemizde uyguluyor. Yandaş şirketler, Türkiye’nin bütün rantına sahip oluyorlar. Bu iktidar onlara veriyor. Onlar da bu iktidarı ve iktidarını devam ettirecek koşulları besliyorlar.

Bunların meşhur bir tanımlama sistematiği vardı, hatırlarsınız. Üç kere iktidar oldukları dönemlerin her birini; çıraklık dönemi, kalfalık dönemi ve ustalık dönemi olarak  simlendirmişlerdi. Bunu bahsettiğim şirket yönetimi modelinde şu kavramlara karşılık gelmektedir.

AKP, çıraklık döneminde, limitet şirket şeklinde faaliyet göstermiştir. Kalfalık döneminde anonim şirkete dönüşmüştür. Ustalık döneminde ise AKP şirketi, artık holdingleşmiştir.

Bugün ise “KAÇAKSARAY” dönemine geçilmiştir. Ülkeye ve yurttaşlara, mülkü gözüyle bakan ve yurttaşların yaşamındaki her ayrıntıya karışmayı kendine hak gören bir PADİŞAH anlayışla karşı karşıya kalmış durumdayız.

Sağ ve sol kavramlarını yeniden hatırlamaya ivedilikle ihtiyacımız var. En basit söyleyişiyle; sağ sermayeden yana, sol emekten yana olmaktır. Sağı ve solu dinine bağlılıkla ya da alkol alıp almamakla eşleştiren, şaşı bakış açısı, deşifre edilmelidir. İnsanların inanışları ve ibadet etme sıklık ve biçimleriyle sermayeden mi emekten mi yana oldukları birbirinden apayrı konulardır.

Bir sosyal demokrat parti içinde, farklı kanatlar olabilir ve olmalıdır da. Ancak bu kuşkusuz Cumhuriyet Halk Partisinin bir düşünce kulübü olduğu anlamına gelmez. Parti disiplininin önemi, her zamankinden daha fazla vurgulanmalıdır ve uygulanmalıdır. İktidara yürüyen bir partide, çatlak seslere tahammül gösterilemez.

Ayrıca, Partimizin başarıya ulaşmasında en önemli etmenlerden birisinin, ortak dili oluşturmak olduğu vurgusunu yapmak istiyorum. Her seçilmiş kişinin, parti programıyla uyumlu ve her zaman tutarlılık arz eden konuşmalar yapması kamuoyunda partimizin imajı açısından çok önemlidir.

Burada şu tespiti yapmayı kendime ve Cumhuriyetimizin ve partimizin kurucusu Türk aydınlanma devriminin mimarı, M. Kemal Atatürk’e bir borç sayıyorum. Büyük önderimiz der ki = “Ey milletim, kurtarıcı bekleme. Kurtarıcı beklersen, kendimi, sana olan vazifemi, yapamamış sayarım”

Kurucu ve kurtarıcı parti olmamız, bizim için en onur duyduğumuz yanımızdır. Bunun için ne kadar övünsek azdır. Ancak sadece bunu vurgulayarak, seçimlerde halkımızdan iktidar olacak oyu alamadığımız değişik pratiklerle ispatlanmıştır.

Bakınız. Atatürkçülük bir dogma değildir. Atatürkçülük devrimciliktir. Peki devrimcilik nedir? Şudur. Halktaki değişimi yani evrimi anlayarak ve öngörerek, halktan o talepler gelmeden, halkta o hareketlenmeler olmadan; çözüm yollarını, o önermeleri halka önceden sunabilmek demektir. Aksi halde hep olanı eleştiren, her şey olup bittikten sonra konuyla ilgili yanlışlar bulan, bir parti imajından kurtulamayız.

Halkımız bugününü yakalayan, yeni şeyler söyleyen ve günlük yaşamı içinden ona bir şeyler öneren tekliflere kulağını açıyor. Bir şeyi kaybetme korkusuyla; örneğin sadece laiklik elden gidiyor diyerek ya da sadece Cumhuriyeti yok ediyorlar çığlıklarıyla halkımızdan iktidar olacak oranda oy alabilmek mümkün değildir.

Önemli bir ayırıcı tanıyı da koymak lazımdır. Bu endişeleri paylaşmak ayrıdır. Sadece bunlarla oy alamayacağımız tespitini yapmak ayrıdır.

Bu çağrıya kulak verecek ve bunun farkında olan kitlenin, zaten yüzde doksan dokuzu oyunu o bilinçle kullanmaktadır. Haklı olarak halkımız, bu günkü yaşamının tam özüne dokunan, ona günlük, aylık ve ömürlük kolaylıklar sağlayacak samimi teklifler beklemektedir. Bu proje ve teklifleri üretecek ve halka ulaştıracak kadrolar partimizde vardır.Ancak buradaki samimiyetimizi görebilmek için bizim ezberlerimizi bozmamız gerekmektedir. Yeniden devrimci bir bakışla bu günü yorumlamamız gerekmektedir.

Atatürk, övüncümüz olduğu kadar, aynı zamanda geleceğimizdir. Ama onu taklit ederek ve tekrarlayarak onun takipçisi olamayız. Onu anlayarak, onun ne dediğini yorumlayarak, çağı ve zamanı anlamlandırıp, devrimci bir anlayışla halkımıza gelecekte mutlu olacağı toplum modelini sunarak başarılı olabiliriz.

Atatürk’ü Anlayalım, Taklit Etmeyelim.

Atatürk’ü Tüketmeyelim, Atatürk’ü Üretelim.

Dünde Kalmayalım, Yarını Yaratalım.

Atatürk’ü Tekrarlamayalım, Analizlerini Anlayalım.

Atatürk’den Güç Alalım, Aklı Bilimi Önceleyelim.

Devrimci Bir Ruhla, Çağdaş Türkiye’yi Yeniden Kuralım.

Çok değerli Cumhuriyet Halk Partililer;Sözlerimin sonunda; Soma’da, Ermenek’de ve Türkiye’nin dört bir yanında, yerin yüzlerce metre altından, kömürün içindeki; o sımsıcak, dumanı üstünde bembeyaz ekmek somununu çıkarmak için ocaklara giren ama ne yazık ki bu alçak düzenin öldürdüğü, madencilerimizin aziz hatıraları önünde, saygıyla eğiliyorum. UNUTMADIK UNUTTURMAYACAĞIZ. UNUTURSAK KALBİMİZ KURUSUN” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Yakup Akkaya, “Sevgili Somalılar, ilk Soma’ya gelişim 13 Mayıs 2014. Tam 7 ay, 7 gün geçmiş.Soma’ya  geldiğim günden bugüne ve bugün geldiğimiz noktada  hiç bir şeyin Soma’da değişmediğini görüyoruz. Ders çıkartılmadığını görüyoruz.Yüzyılın en büyük faciası yaşanmış ülkemizde. Ama ne yazık ki  o günden bu güne çalışanlarla ilgili hiç bir şey değişmemiş. Maden Soma için çok önemli. Sadece 301 şehidimizin ailesi için değil, bütün Soma için önemli 301 şehidimiz oldu, bütün Soma yas tuttu. Soma’da her evde kömürün karası kömürün isi  ve kömürün kokusunu hissedenler şimdi Soma ikilemle karşı karşıya.Bir ölen madencilerimizin eşleri, çocukları, yakınları o ızdırabı hala

Sürdürüyorlar. Kalan yaralılarımız tedavi olanlar ve madenden  çıkartılanlar bundan sonrası için gelecek kaygısı yaşıyorlar.21 yüzyılda enerji savaşları olduğu günümüzde bu

modern çağda hala enerji ile ilgili savaşlar yapılıyorsa, o halde Türkiye’nin yer altı zenginlikleri halkımızın refahı için yer üstüne çıkarılmalıdır. Ama Avrupa’da olduğu gibi yapılmalıdır. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında  Genel Başkanımın  da sözüdür; madenler devlet tarafından işletilecektir. Soma’da da bütün madenler Türkiye Taş Kömürü İşletmeleri tarafından işletilecek ve Soma’da bir tane madenci işsiz kalmayacaktır.Bu bizim boynumuzun borcudur “dedi.

 

 

 

 

 

 

YASAL UYARI
Karaelmas Gazetesinin WEB sitesinde sunduğu görüntüler sadece inceleme ve taslak amaçlıdır. 
“KG” logolu görsellerin herhangi bir şekilde kullanılması yasal değildir ve kullanım aşamasında tarafınıza lisanslanması için Karaelmas Gazetesi’ne başvurmanız gerekmektedir. Aksi takdirde ceza uygulanır ve 5846 sayılı yasa uyarınca kanuni işlem yapılır.

EN ÇOK KAZANANLAR
    EN ÇOK KAYBEDENLER
      EN ÇOK İŞLEM GÖRENLER
        BUGÜN 1000TL NE OLDU?
        • -

          BORSA

        • -

          DOLAR

        • -

          EURO

        • -

          ALTIN

        KUR ÇEVİRİCİ

        Para Birimi

        Çevrilecek Para Birimini Seçin

        Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

        error: Content is protected !!